Thursday, November 7, 2013

Ütopik Haller

Gündemin trajikomik ve aslında bir yandan da dramatik hali, yorgun bedenlere eşlik eden yorgun bir ruh yarattı. Üç maymunu oynayarak kimisi kendi dünyasına çekildi ve orada kendi küçük mutluluk alanını yarattı, kimiyse bilgi bombardımanına karşı bir dalga kıran gibi göğüs geriyor.

Küçük Don Kişotlar olduk, yürüyoruz. Değirmenlerin ağzından alevler saçan canavarlara dönüştüğü dünyada Héméra'nın bizi küresine alması için bütün dileklerimizi uçan balonlara bağlayıp gökyüzüne bıraktık. Çaresiz ya da boynu bükük değil, umutla bekliyoruz, inanarak. 

    
  

Friday, November 30, 2012

Kalbimle mantığım ne zaman Aristo ve Platon gibi sonu gelmez bir diyaloga girse, kalbim galip çıkıyor, mantığım en sonunda tükenip susuyor. Ne güçlü kalbim varmış deyip bana da mutlu olmak geriye kalıyor.

Tuesday, November 27, 2012

Bir sabah uyanıp parçalanmış hissetmek kendini...
Seni sen yapanların mutsuzluğuna şahit olmak...
Başka hayatlar için aslında elinden hiçbir şeyin gelmiyor olması...
Haykırmak istediğinde sesini bile çıkaramaman...
Adaletsizliğe ve bencilliğe yenik düşmüş olmanın hissettirdiği çaresizlik...
Üstüne hiç sana ait olmayan, oynamaman gereken rolleri üstlenmen...
Dertsiz, tasasız görünen hayatlardaki mutsuzluklara şahit olmak...
Zaten öleceğiz, içinden geleni yap derken, hayatın döngüsüne sıkışıp kalmak...
Ve vicdan...
Niye gerçekten vicdanın sızladığında, kalbinin yakınlarındaki bir nokta da ince ince sızlıyor...